Muğla ili Milas ilçesine bağlı Etrenli köyü, İzmir-Bodrum karayolu üzerinde Milas’a 23, Selimiye kasabasına 4 km uzaklıkta, halkının genel geçimi zeytincilik olan sevimli bir Yörük köyüdür.
Köyün adının nereden geldiği ve ne zaman kurulduğu hakkında kesin bilgi maalesef bulunmamaktadır. Köyde yaşayanlar, genel olarak köylerinin tarihlerinin hangi zamana uzandığını mezar taşlarına bakarak tahmin etmeye çalışır. Eskiden civardaki üç köyün (Etrenli, Eğridere ve Danişment) mezarları ortak ve şimdiki Milas-Söke devlet karayoluna yakınmış. Yol yapım ve genişletmeleri sırasında bu mezarların pek çoğu tahrip olmuş olduğundan, kimin hangi köyden olduğu mezar başlarına dikilen taşlarda da belirtilmediğinden köyün kuruluş tarihini tahmin etmek mümkün değildir.
Köy bir dağ eteğinde küçük bir ovanın kenarında kurulmuş olup şehirlerarası yoldan bir kilometre içerdedir. Eteklerinde kurulduğu dağın ovaya yakın yamaçlarının toprağı genellikle kırmızı renkli killi toprak olduğundan köylüler bu toprağa et renkli toprak dediklerinden köyün adının da buradan geldiği tahmin edilmektedir. Köyün bazı ileri gelenlerinin belirttiğine göre “et renkli” Etrenli’ye dönüşmüştür. Köyün şimdiki sakinlerinin tamamı Yörük kökenli olup buraya 300-400 yıl önce geldikleri sanılmaktadır.
Köyün yapı mimarisi çevredeki köylerden biraz daha farklı olup, baca biçimi geleneksel Muğla tipi bacalardan ayrılmaktadır. Köylüler mimarisi değişik olan bazı evleri ve bacaları Aydın taraflarından gelen yapı ustalarının yaptıklarını belirtmişlerdir.
Köyün Temel Geçim Kaynağı Zeytincilik
Köy halkı çalışkan, kadın erkek hepsi arazide çalışmaktadır. Köyün temel geçim kaynağı zeytincilik olup, 1300-1400 dönüm zeytin arazisi içinde 28.000 civarında zeytin ağacı bulunmaktadır. Zeytin cinsinin yüzde doksanı memeciktir. Hane başına ortalama 2.000 kg zeytinyağı üretimi olduğu tahmin edilmektedir.
Daha önceleri tütün, pamuk ve susam tarımı yapılırmış, günümüzde tütüncülük tamamen bitmiş, susam tarımı ve pamukçuluk da bitme konumuna gelmiş. Köyde, gittikçe azalmasına rağmen, besicilik devam etmekte olup süt inekçiliği tercih edilmektedir. Köyün konumu seracılığa uygun olduğundan birkaç aile sera işiyle uğraşmaktadır. Köylü kendi yiyeceği sebzeyi ve narenciyeyi de yetiştirmektedir.
Günümüzde, 60 hanede, çoğunu yaşlıların oluşturduğu, yaklaşık 190 kişi yaşamaktadır. Genç nesil, her yerde olduğu gibi, şehirlere göç etmeyi tercih ettiğinden ve zeytin hasat döneminde köyde yeterli sayıda çalışan insan bulmak mümkün olmadığından dışarıdan köye pek çok işçi gelmektedir.
Köyün okulu taşımalı eğitim nedeniyle kapalı. Köyde sağlık evi var ve kadrolu bir hemşire çalışıyor. Köyün camisi son yıllarda yenilenmiş ve kadrolu imamı vardır. Köyde sadece bir tane kahvehane vardır.
Köyün tamamı tarımla uğraşmaktadır ve özellikle zeytin üreticiliğinde makineleşme çok yaygındır. Daha önce köyde üç tane yağhane varken, günümüzde üçü de kapanmış olup köylü zeytinini çevre köylerdeki yağhanelere götürmektedir. Zeytin hala çuvalla taşınmaktadır. Köyde daha önce zeytin salamuracılığı yapılırken, günümüzde ruhsat sorunu ve çevre kirliliği nedeniyle terk edilmiştir. Ova kısmında zeytinlerden yemeklik yeşil zeytin hasadı yapılmakta olup Selimiye’de günlük olarak satılmaktadır. Zeytin hasadı var yıllarında mayıs ayına kadar devam etmektedir. Zeytinyağı stoklama yöntemi hala eski ve 180 litrelik variller kullanılmaktadır. Tüm yemeklerde zeytinyağı kullanıldığından kişi başı yıllık tüketim 25 litre civarındadır. Eskiden zeytinyağı sabunu üretimi varken kontini sistem yağ üretiminden sonra bundan da vazgeçilmiştir.
Gelenek ve görenekler hızla terk edildiğinden köyde otantik bir yapıdan söz etmek mümkün değildir. Köye özgü pek çok şey yok olmaya yüz tutmuştur. Eski geleneklerden tarhana, bulgur, kuskus, köy ekmeği, saç böreği, keşkek ve kabak tatlısı yapımı devam etmektedir.