Solon, Antik Yunan'da demokrasinin temelini atan, ilk anayasayı hazırlayan devlet adamı, zeytinliklerin korunması için ilk kanunları yapmıştır. Hipokrat, ilk tıbbi etik kuralları geliştiren tıbbın babası, zeytinyağını en iyi şifa veren yağ olarak tavsiye etmiştir. Yine Yahudiler için kutsal kişilik olan İlyas, fakir dulların yiyecek fıçılarını yiyecekle ve yağ fıçılarını kıtlık yılları boyunca zeytinyağı ile dolu tutarak tükenmez kılmıştır.
Kuran-ı Kerim’de de zeytinden söz edilerek Sina Dağı'ndan geldiği, meyvelerinden yağ elde edildiği ve bu yağla lezzetli yemekler yapıldığı belirtilmektedir.
Tüm bunları bir yana bırakarak, zeytinin bilimsel künyesinin “oleacease” familyasından geldiğini belirtelim. Zeytin yasemen ve leylak süs bitkileri familyasından “olea” adı verilen bir yabani bir meyve ağacıdır. "Olea" cinsinden dünyada 30 değişik tür saptanmıştır. ”Olea Europea” da bunlardan biri olup, en önemli olanıdır. Anayurdu Doğu Akdeniz olan “Olea Europe”nın iki alt türü vardır. Birisi, yabani olan “olea europea aleaster” ve diğeri ehil olan “olea europea sativa”dır.
Zeytinin meyvesinden yağ, diğer bitkilerin yağlarının aksine, rafine edilmeden elde edilir. Bu nedenle pek çok kişi tarafından “meyve suyu” olarak kabul edilir.
İşte bu yağ, kimilerine göre meyve suyu, binlerce yıl gecelerimizi aydınlattı, ruhumuzu rahatlattı, karanlık korkusunu yok etti. Saçlarımıza sürdük, vücudumuzu ovduk, cildimizi güzelleştirdik. Sabun oldu, temizliğimizi sağladı. Mutfaklarımızın, yemeklerimizin baş tacı oldu.
Zeytinin sözcük olarak da bir serüveni var. Dünyanın en eski alfabelerinin harfleri doğal olarak tarım toplumlarının izlerini taşır. “Alfa”(Alpha) öküz, “Beta”(Betha) ev, “Gamma”(Gamal) deve ve “Zeta”(Zai) zeytini simgeler.
Akad dilinde zertum ya da zeirtum hem zeytinin ağacını hem de meyvesini simgeliyordu. Zai ”Zeta” İbranice’de Zait, Arapça'da zaitun, Arapça'dan etkilenen Türkçe’de zeytun oldu. Daha sonraları inceldi, ”zeytin”de karar kılındı.
Kendilerini ayrı bir dünya kabul eden Giritliler “elaiwa”, onları takip eden Yunanlar “elaia” adını layık gördüler zeytine. Romalılar önceleri “olea” dediler, sevmediler “oliva”ya çevirdiler. Fransızlar ve İngilizler sözcüklerin kökenini Latince'ye dayandırmaktan hoşlandıklarından “olive”yi Yunanca “elaia” kökünden alarak kendi dillerine taşıdılar.
Zeytinyağ sözcüğünün temelinde ise Samiler’in “Ulu” sözcüğü yatar. “Ulu” Sami İbranilerde yağı simgeliyordu. Zeytinyağı Yunanca'da “elaion”du. Roma’ya “oleum” olarak geçti. İtalyanlar “oli”ye, Fransızlar “hulie”ye, İngilizler “oil”e çevirdiler. İspanyollar Endülüsler'in etkisiyle Arapça'dan türeme “az-zeit” adını verdiler.
Yukarıdaki tüm bu kelime oyunlarından ve kafa karıştırıcı bilgilerden sonra, şu gerçekleri belirtmekte yarar vardır. “Oleaster” küçük meyveli yabani zeytin ağacı, milattan önce 10000 yılın ötesinden beri Doğu Akdeniz'in doğal bitki örtüsüdür. Bunun yanında İtalya’nın Mongiardino yöresinde ortaya çıkan fosilleşmiş zeytin yaprakları, Afrika’nın kuzeyinde Paleolitik, eski taş/yontma taş devri, dönemden olduğu belirlenen zeytin dalları, İspanya’da Kalkolitik, maden/taş devri, ön kent kültürünün başladığı, dönemden kalan zeytin artıkları nedeniyle, bu bitkinin 10000 yıldan daha fazla bir zamandır Akdeniz çanağının her yerinde olduğu gerçeği ortaya çıkar.
Yine Yunanintan’ın Peloponez Yarımadası'ndaki zeytin ağacı fosilleri M.Ö. 2000’li yıllara tarihlenirken, Ege’deki Santorini Adası’nda gün yüzüne çıkan fosillerin tarihi, bazı bilim adamlarına göre, 37000 yıl öncesine gidiyor.
Bunun yanında, Güney Kafkasya, İran gibi bölgelerde zeytin ağacının ve kültürünün var olması bu tartışmaları geniş bir coğrafyaya yayıyor.
Bizim bilim adamlarımıza göre, zeytinin, en azından, “olea europea”nın asıl yurdunun Güneydoğu Anadolu’da Mardin, Akdeniz’de Kahramanmaraş ve Hatay bölgeleri olma olasılığı çok fazladır.
Bölüm 1: Zeytinin Kısa Tarihi - 1
Bölüm 3: Zeytinin Kısa Tarihi - 3