Gerçek olan bir şey varsa, günümüzde arkeologlar, tarihçiler ve botanikçiler arasında zeytinin anayurdunun neresi olduğu hakkında kesin bir görüş birliği yoktur.
Kimilerine göre; Suriye, Anadolu, İran, kimilerine göre; uzun ömürlü insanlarıyla bilinen, tanınan Girit veya Yunanistan, bazılarına göre; Kuzey Afrika, Aşağı Mısır zeytinin anavatanıdır. Kısacası günümüzde zeytin yetiştiren tüm Akdeniz ülkeleri bu barış bitkisini sahiplenmektedir.
Anadolu’daki insanlara sorarsanız; ilk onlar yetiştirmiş, İsraelli'ye sorarsanız anayurdu Filistin topraklarıdır.
Güvercin Nuh’un Gemisi'ne Büyük Tufan’nın bittiğinin göstergesi olarak zeytin dalıyla döndüğüne göre, zeytinin ilk çıkış bölgesi Mezopotamya olabilir. Zeytin dalı burada aynı zamanda barışı simgelemiştir.
Bu efsaneyi veya mitolojiyi göz önüne aldığımızda, zeytinin tanrı ile insanlığın arasındaki barışı sağlayan kutsal bitki olarak kabul edildiğini görürüz.
Buradan yola çıkılarak, Nuh’un Gemisi'nin Ağrı Dağı eteklerinde olduğu inancına dayanarak, zeytinin Güneydoğu Anadolu’dan batıya doğru yayıldığı tezini de kuvvetlendirmiş oluruz.
Bu tezin doğru olduğunu kabul edenlerdeki ortak görüş şudur. Zeytin Mezopotamya’dan batıya doğru barış bitkisi olarak yayıldı. Akdeniz çanağının Doğu kıyılarındaki topraklarda yer edindi. Daha sonra Ege kıyılarına geldi, buradan Adalar’a, adalardan anakara Yunanistan’a, Arnavutluk’a, İtalya’ya ve İspanya’ya doğru geçiş yaptı. İspanya’dan Amerika’ya da İspanyol kâşifler tarafından götürüldü. Akdeniz’in Güneyindeki Afrika Ülkelerine ise (Mısır, Libya, Cezayir, Tunus ve Fas) Araplar, Romalılar, Kartacalılar ve eski Yunanlar tarafından taşındı.
İster doğudan batıya, ister kuzeyden güneye taşınmış olsun; geçmişte olduğu gibi günümüzde de tüm Akdeniz ülkeleri bu kutsal bitkiyi kendi öz mirasları olarak kabul etmektedirler.