Son Gezdiğiniz Ürünler:
Alışveriş Sepetim (boş)

Zeytinyağı Sohbetleri - Bölüm 6: Türk Zeytinyağına Uluslararası Çelme


Mümtaz Gökçebağ | 23 Haziran 2011 Perşembe, 22:49
Kategori : Faydalı Bilgiler | Güncel

Basitçe, Türkiye’den 5 TL’ye aldığınız yağı Kanada’da 15 TL’ye satabilirsiniz. Kanadalıların karışımı fark etmeleri mümkün değildir. Dolayısıyla Türklerin kendi yağlarını kendileri satmaya çalışması, Avrupalılar için doğrudan bir hammadde kaybı olarak görülür. Dahası Türk yağlarının kendileriyle rekabet edebilecek düzeydedir. Böylece Avrupalı firmalar bir yandan ham madde, tedarik kaynağı kaybına uğrarken, diğer yandan karşılarına kendileriyle boy ölçüşebilecek bir rakip çıkmaktadır...
0 Yorum Bu yazı 66287 kere listelenmiştir.

Diğer Bölümler:
Bölüm 1: Don Yağından Bitkisel Yağa
Bölüm 2: Ayçiçek Yağıyla Flört
Bölüm 3: Margarine Merhaba
Bölüm 4: Margarin Gerçekten Gerekli Mi?
Bölüm 5: Küresel Ekonominin Etkisi

İyi Yağ Dışarı

Küresel pencereden bakınca, Türk Zeytinciliğinin başta İtalya olmak üzere İspanyol ve biraz da Yunan üreticilerine destek olması gerektiği ortaya çıkar. Böyle bir düzen herkesin çıkarınadır. Elbette işin kaymağını Avrupalı beyazlar yiyecek, bizim üreticimiz ise kıt kanaat geçinmesini sürdürecektir. Son otuz yıldan beri yapılan çalışmalarla bu hedefe doğru gerekli organizasyonlar hazırlanmış durumdadır. İlgili mevzuat AB çizgisine çekilmiş, pirimler kaldırılmış ve ihracata dayalı bir üretim süreci için toplumsal örgütler kurulmuştur. Ama bu noktada önemli bir sorun çıkar. Birincisi Tariş yurt dışına açılır, satış mağazaları kurar. İkincisi, ülkemizde üretim yapan bazı kuruluşlar da onu izler. Üçüncüsü, yurt dışında yaşayan bazı Türkler, zeytinyağı ticaretine soyunur ve başarılı da olurlar. Bu olay çok önemlidir çünkü uluslar arası Zeytinyağı tekelleri oyunu hiç de böyle planlamamıştır. Onlar Türk zeytinyağını dökme olarak alacak, kendi yağlarıyla karıştıracak ve “İtalyan” ya da “İspanyol” yağı adı altında satacaktır. Bu sırada fiyat da ikiye katlanacaktır. Oysa gelişen şey, Türklerin kendi yağları için doğrudan uluslar arası piyasaya girmeleridir ki bu çok ciddi rekabet anlamına gelmektedir.

Ambalajlı Zeytinyağı Durdurulmalı!

Dünya piyasasını elinde tutan Avrupalı zeytinciler için Türklerin dünyaya açılması asla kabul edilemez. Çünkü Türk zeytinyağları, doğası gereği son derece kaliteli ürünlerdir ve daha düşük kaliteli yağlarla karıştırdığınızda ortaya çıkan ürün fiyat açısından herkesi tatmin edecek düzeydedir. Basitçe, Türkiye’den 5 TL’ye aldığınız yağı Kanada’da 15 TL’ye satabilirsiniz. Kanadalıların karışımı fark etmeleri mümkün değildir. Dolayısıyla Türklerin kendi yağlarını kendileri satmaya çalışması, Avrupalılar için doğrudan bir hammadde kaybı olarak görülür. Dahası Türk yağlarının kendileriyle rekabet edebilecek düzeydedir. Böylece Avrupalı firmalar bir yandan ham madde, tedarik kaynağı kaybına uğrarken, diğer yandan karşılarına kendileriyle boy ölçüşebilecek bir rakip çıkmaktadır. Yani nereden bakarsanız bakın Türk zeytinciliğinin kendi başına ambalajlı olarak dünyaya açılması istenen bir şey değildir. İşte Türk zeytinciliğinde kopan fırtınanın temel nedeni budur. Avrupalı rakip değil, kendisi için çalışan sakin ve birazcık aşıyla mutlu olan üreticiler istemektedir.

Küresel sermayenin zeytinciliğimizi kendi istediği çizgiye getirme çabaları elbette son bulmuş değildir. Üstelik henüz konuya tüm ağırlarını koyduklarını söyleyemeyiz. Öncelikle çözmeleri gereken başka bir sorun vardır ki o da Türk halkının zeytinyağına olan ilgisinin giderek atmasıdır. Seksen milyona dayanmış nüfus ülkede üretilen tüm zeytinyağları tek bir ayda tüketebilecek kapasiteye sahiptir. Bu ise kaliteli yağ arayan dış sermaye için gerçek bir karabasan gibidir. Çünkü Anadolu’da zeytinyağı üretimini artırmak için gerekli tüm yatırımları yapmışlardır. Güney Anadolu’da dikilen milyonlarca fidanın nereden mali kaynak bulduğu çok iyi araştırılmalıdır. Uzak olmayan bir gelecekte burada 300-400 bin ton üretim gerçekleşecektir. Ama bunun iç piyasaya gitmesi, zeytinyağı üretip margarin tüketmesi beklenen Anadolu insanının yoldan çıkması gibi bir şeydir. Zeytinyağı tüketiminin artması, margarin satışlarını ciddi biçimde etkileyecektir. Dolayısıyla uluslar arası sermaye ile işbirliği halindeki bitkisel yağcıların zeytincilerin karşısına dikilmeleri uzun sürmeyecektir.

DİR Ne Kadar Masum?

Yıllar boyunca bitkisel yağ sanayicileri, zeytinyağına nostaljik duygularla bakmışlardı. Ama zeytinyağcıların kendi başlarına diğer bitkisel yağ pazarına göz dikmelerini elbette hoş karşılamayacaklardı. Ve DİR sözcüğü işte bu itirazın bir çeşit simgesi gibi ortaya çıkarıldı. DİR, uluslar arası sermayenin tüm sorunlarını bir çırpıda çözebilecek kadar etkin bir yöntemdi. Ve yerli üreticiden başka kimseyi de rahatsız etmiyordu. Dahilde işleme rejiminin kısaltılması ile türetilen D;R sözcüğü, sektörde büyük kavgalara yol açacak, zeytinciler neredeyse topyekun direnişe başlayacaklardı.

DİR büyük bir projeydi ve bize anlatılan bunun uluslar arası zeytinyağı ticaretine katılabilmemiz için vazgeçilmez olduğuydu. Tıpkı araba parçalarını yurt dışından alıp, burada birleştirerek ihracat yapmak gibi bir şeydi ve çok kazanacaktık. Sistem belki sanayide iyi iş görebilirdi ama tarım sektörü buna benzer çok proje yaşamış, neredeyse tümünden zararlı çıkmıştı. Örneğin 1980’lı yılların başında bir yumurta olayı yaşanmış, yurt dışına satılma kaydıyla ülkeye getirilen yumurtalar iç piyasaya verilmiş, yüzlerce tavuk çiftliği iflas etmişti. Bu işlerde öyle bakanlık garantisi, devlet denetimi gibi kavramlar güvenirliliğini çoktan yitirmişti. Şimdi de deniyordu ki, yurt dışından zeytinyağı getireceğiz, bunu yurt içindeki işletmelerde işleyip, paketli ürünler halinde ihraç ederek para kazanacağız. Aynı zamanda pazarlarımızı da korumuş olacağız. Bunun yumurta olayından hiç farkı yoktu. Eğer yurt dışından getirilen ucuz ve kötü yağlar iç piyasaya verilirse, kaliteli zeytinyağımızın fiyatının nerelere düşebileceğini tahmin etmek hiç de zor değildi.

Zeytin Üreticisinin Kazancı 

Gerçekte DİR uluslar arası sermaye ile onun yerli işbirlikçileri açısından ustalıkla hazırlanmış bir projeydi. Herkesin bildiği bir gerçek vardı. Sıcak ülke yağları (Tunus, Fas, Cezayir) ile gerçekte zeytinin anavatanı olmayan topraklardan üretilen yağlar, (Avustralya, Yeni Zellanda), kesinlikle Kuzey Akdeniz ülkelerinin kalitelerini tutturamıyordu. Yurt dışından getirilecek düşük kaliteli yağ iç piyasaya verilecek, düşen fiyatlardan kaliteli Türk yağı satın alınacak ve büyük partiler halinde yurt dışına ihraç edilecekti. Ayrıca gelişen iç piyasa kötü zeytinyağı ile terbiye edilerek margarin, ayçiçeği ve mısır yağından vazgeçmesi engellenecekti. Yani DIR projesi nereden bakılırsa bakılsın birilerine büyük karlar sağlayacak gibi görünüyordu ama o birileri kesinlikle Zeytin üreticisi olmayacaktı.

DEVAM EDECEK... 

Fotoğraf: http://en.wikipedia.org/wiki/File:Container_Ship.jpg



Facebook'ta Desteğinizi Bekliyoruz!

Detaylı Arama

Yorumlar

Yorum Ekle
 
Henüz bir yorum yapılmamış!


Tanıtılan Ürünlerden Seçmeler :


Popüler Etiketler


ZEYTİN PORTALI


Zeytin Portalı'ndaki yeni yazılar e-posta adresinize gelsin ister misiniz? Üye Olun yeni yazıları size gönderelim! ×