Son Gezdiğiniz Ürünler:
Alışveriş Sepetim (boş)

Dünya'da Uygulanan Başarılı Tarımsal Kooperatifçilik Örnekleri - 2


Zeytin Portalı | 11 Şubat 2010 Perşembe, 12:30

Tarımsal üretimin artırılması, üreticilere daha iyi bir yasam seviyesi sağlanması ve piyasaların istikrara kavuşturulması yoluyla arzın devamlılığının sağlanması hedeflerini gerçekleştirmek üzere oluşturulan Ortak Tarım Politikası 40 yıllık bir geçmişe sahiptir. Ortak Tarım Politikası (OTP) özellikle “Tarımsal kesimde çalışanların gelirlerini arttırarak, kendilerine adil bir yaşam düzeyi” sağlamayı amaçlamaktadır.
0 Yorum Bu yazı 51685 kere listelenmiştir.

Raporun ilk bölümünü okumak için, 

Bölüm 1: Dünya'da Uygulanan Başarılı Tarımsal Kooperatifçilik Örnekleri - 1'e tıklayınız.

 

AB Ortak Tarım Politikası 

Tarımsal üretimin artırılması, üreticilere daha iyi bir yasam seviyesi sağlanması ve piyasaların istikrara kavuşturulması yoluyla arzın devamlılığının sağlanması hedeflerini gerçekleştirmek üzere oluşturulan Ortak Tarım Politikası 40 yıllık bir geçmişe sahiptir. Dayanağını, 1957 yılında, altı Batı Avrupa Devleti (Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Fransa, Almanya ve İtalya) arasında imzalanan ve 1 Ocak 1958’de yürürlüğe giren Roma Antlaşması’ndan almıştır. Topluluğun en önemli, en gelişmiş, üzerinde en fazla tartışılan ve sürekli olarak reform önerilerine konu olan politikasını meydana getirmekte olup, Topluluk bütçesinin önemli bir bölümü bu amaçla kullanılmaktadır. 

Roma Antlaşması’nın 2. maddesine göre Topluluğun amacı, “Ortak bir pazarın kurulması ve üye ülkelerin zamanla ekonomi politikalarının birbirine yaklaşmasıyla, Toplulukta ekonomik yaşamın uyumlu şekilde gelişmesi, daha büyük ekonomik stabilite ile hayat standardının da hızlı bir şekilde yükselmesinin temini ve üye ülkeler arasında daha sıkı ilişkilerin teşviki” şeklinde ifade edilmektedir.  Antlaşmanın 3.  maddesine göre bu amacı geçekleştirebilmek için, üye ülkelerin yapmayı karar altına aldıkları işler arasında ortak bir tarım politikasının kabulü ve uygulaması da gelmektedir. Ortak Tarım Politikası (OTP) özellikle “Tarımsal kesimde çalışanların gelirlerini arttırarak, kendilerine adil bir yaşam düzeyi” sağlamayı amaçlamaktadır.

Ortak Tarım Politikası’nın amaçları;

  • Teknik ilerlemeyi geliştirerek,  tarımsal üretimi rasyonel biçimde artırarak ve üretim faktörlerini, özellikle işgücünü en iyi biçimde kullanarak tarımda verimliliği yükseltmek,
  • Böylece özellikle tarımla uğraşanların kişisel gelirlerini artırarak çiftçilerin iyi bir yaşam düzeyine kavuşmasını sağlamak,
  • Piyasalara istikrar kazandırmak,
  • Bu ürünlerin arzını güvence altına almak,
  • Ürünlerin tüketiciye uygun fiyatlarla ulaşmasını sağlamaktır.

Tarımsal üretimin artırılması, üreticilere daha iyi bir yaşam düzeyi sağlanması ve piyasaları istikrara kavuşturarak arzın devamlılığının sağlanması hedeflerini gerçekleştirmek üzere oluşturulan Ortak Tarım Politikası, üç temel ilkeye dayandırılmıştır:

Ortak Tarım Politikasının İlkeleri;

  • Tek Pazar (Pazar Bütünlüğü)
  • Topluluk Tercihi
  • Mali dayanışma.

Tek pazar ilkesi ile hedeflenen, malların üye devletlerarasında serbest dolaşımının sağlanmasıdır. Bu amacın gerçekleştirilmesi, ortak fiyatları, ortak rekabet kurallarını, istikrarlı döviz kurlarını, idari alanda, insan ve hayvan sağlığı konularında ilgili kural ve mevzuatın yakınlaştırılmasını gerektirmektedir. 

Topluluk tercihi ilkesi,  Topluluğun kendi üretimiyle ihtiyacının karşılanması ancak üretimin yetersiz olması durumunda ithalata başvurulması, bir başka deyişle Topluluk üretimine öncelik verilmesi, iç pazarın düşük fiyatlı ithalata ve dünya pazarlarında gerçekleşebilecek aşırı fiyat dalgalanmalarına karsı korunmasını da beraberinde getirmektedir. 

Mali dayanışma ilkesi, tarım alanında ortak bir politika izlenmesi ve bu politika çerçevesinde çeşitli mekanizmaların oluşturulması, gerekli harcamaları karşılayabilecek bir finansman kaynağının oluşturulmasını da gerekli kılmıştır. Bu hedefe yönelik olarak, Avrupa Tarımsal Yönlendirme ve Garanti Fonu kurulmuştur (FEOGA). Fon, Birliğin yüksek fiyatlı destekleme politikasının finansmanını sağlamaktadır.

Avrupa ülkelerinde tarımsal faaliyetlerde teknoloji kullanımının artması, tesislerde teknik bilginin öneminin ortaya çıkması ve sanayici ile rekabet sorununun giderek artması sonucunda tarımsal örgütlenmeye duyulan ihtiyaç daha da artmıştır. Avrupa Birliği entegrasyonuyla birlikte sanayi alanında gümrük birliği vasıtasıyla bütünleşen Avrupa'nın tarımsal alanda da Ortak Tarım Politikası ile bütünleşmeye çalıştığı görülmüştür.  

Ortak Piyasa Düzenleri çerçevesindeki uygulamalar,  ilgili tüzüklerdeki şartları yerine getirmek koşuluyla resmen tanınmış olan Üretici Örgütleri tarafından yapılmaktadır. Genel olarak Avrupa Birliği'nde kooperatifler, üretici örgütü olarak tanınma hakkı almışlardır. 

Ortak Tarım Politikası karar alma sürecinde, kooperatiflerin hem ülkeler bazında hem de Avrupa Birliği düzeyinde rolleri ve etkileri büyüktür. 

Hükümetler ise bölgesel ve toplumsal kalkınmada kooperatifleri önemli bir araç olarak görmekte ve değerlendirmektedir. Özellikle tarımın, tarım dışı sektörlerle bütünleşmesinde, tarımsal pazarların iyileştirilmesinde ve tarımsal pazarların önemli bir kısmının denetimlerinde kooperatifler, önemli görevler üstlenmektedirler. Ayrıca birçok sektör içinde elde edilen iş hacimlerinin önemli kısmını yine kooperatiflerce gerçekleştirmektedir. 

Tarımsal faaliyetlerin sanayileşmesi ve tarımsal sanayi faaliyetleri yönündeki kırsal sanayi politikaları uygulamalarında da ağırlık çiftçi kuruluşlarına, özellikle kooperatiflere verilmektedir. 

AB Ortak Tarım Politikası, Zeytinyağı ve Kooperatifçilik

AB dünya zeytinyağı üretiminin yüzde 80’ini, tüketiminin ise yüzde 70’ini gerçekleştirmektedir. Bu açıdan bakıldığında AB için zeytinyağı son derece önemli tarım ürünüdür. AB’de zeytinyağı üretimine uzun yıllar yapılan destek ve sübvansiyonlarla, üretimden gelen güçleriyle dünyada üretiminden pazarına hakim olduğu yegane ürün olmuştur.  AB toplam tarım bütçesi içinde zeytinyağı tarımına verilen destekler açısından yüzde 9 ile ilk sırada yer almaktadır. Özellikle topluluğun Ortak Tarım Politikası  (OTP) uygulamasına geçtiği 1966 yılında zeytinyağı üretimini artırmaya yönelik çok ciddi ve stratejik politikalar izlenmiş ve bu destekler 1998 yılına kadar artarak devam etmiştir. Zeytinyağına verilen yardımın başlangıçta yüzde 65’inden fazlası üretim yardımı, yüzde 27’si tüketim yardımı, yüzde 4’ü ihracat ödemeleri-iadeleri ve geri kalanı ise depolama masrafları gibi harcama kalemlerini oluşturmuştur. Yardımların yoğunlaştığı (1987-1998) son 10 yıllık dönemde ise zeytinyağına Topluluk bütçesinden ayrılan fonların yüzde 90’ı üretim yardımlarına aktarılmıştır. Ortak Tarım Politikası ile 1966 yılında başlayan fidan dikiminden, üretime, işlenmesinden ticaretine kadar olan tüm evrelerde sınırsız desteklerle büyütülen sektör, bugün özellikle zeytinyağı kooperatifleri açısından teknolojik ve finansal altyapılarını tüm güçleriyle sağlamış durumdadır. AB’nin en güçlü olduğu zeytinyağında bundan sonraki desteklerin ise üretici başta olmak üzere sektörün tüm unsurlarına satış ve pazarlama destekleri yönünde teşvik hazırlıkları sürmektedir.  AB politikaları içinde zeytinyağı üretimi desteklenirken amaç;  üreticilere verilen ve amacı çiftçilerin adil bir gelir elde etmelerine katkıda bulunmak, üretimin ve üreticinin desteklenmesi yoluyla tartışmasız güçlü bir alan yaratmak oldu.  

AB’de ulusal örgütlenmelerini tamamlamış olan zeytinyağı sektörü, etkin olarak faaliyet gösterirken, Türkiye’de ise üretici ve ürünün korunması anlamında sadece tarım satış kooperatiflerinin faaliyetleri göze çarpmaktadır.  Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin gerçekleşmesi halinde üretici organizasyonları kurulmuş olarak AB’de yer almanın uyumu daha da kolaylaştıracağı düşünülmektedir. Ancak buna karşın kooperatifleri ve birlikleri hatta üretici örgütlerini güçlendirici tedbirler halen alınmamıştır. 

AB’nin Zeytinyağı Sektörüne Vermiş Olduğu Yardımlar 

AB içerisinde zeytinyağı ortak piyasa düzenlemeleri ilk olarak 1966 yılında uygulamaya girmiştir. Amaç zeytinyağı arzını ve ticaretini düzenlemek, fiyat dalgalanmalarına karşı piyasa dengelerini sağlamak ve üreticilere gelir sağlamak olmuştur. 1998 yılında zeytinyağı ortak piyasa düzeninde yeni bir reform çalışması yapılmıştır. 1998-2004 dönemi reforma geçiş dönemi olmuş, 2004 yılından sonrada reform dönemi başlamıştır. Bu reformla birlikte,  AB müdahaleci politikalardan vazgeçmiş, desteğini üretimden bağımsız araçlara yöneltmiş ve kırsal kalkınma, çevre ve kalite politikalarını öne çıkarmıştır.    Reforma geçiş aşamasında coğrafi bilgi sistemine girilmiş bu da üretim yardımı suiistimallerinin önlenebilmesi,  zeytin yetiştiricilerinin kayıt altına alınabilmesi, güvenilir istatistiksel verilerin elde edilebilmesi ve yardımların kontrol edilebilmesi amacıyla uygulanmaya başlanmıştır.

  • Üretim yardımı: 1998 yılına kadar üretim yardımı, üretim hedef fiyatı ile temsili piyasa fiyatı arasındaki farkın alınması ile bulunarak ödenmiştir. 1998-2004 yılları arasındaki geçiş döneminde üretim yardım miktarı 1322.5 Euro/ton olarak sabitlenmiştir. Üretim yardımının sabitlenmesinin nedeni üretimin hızla artmış olması ve arz fazlalığının oluşmaya başlamasından kaynaklanmıştır. 2004 yılında başlayan yeni reformla birlikte üretim miktarına bağlı yardımın yerini “tek ödeme” adı altında üretim miktarından bağımsız yeni bir yardım almıştır. Zeytinyağı için ayrılan bütçenin asgari yüzde 60’ı 30 dekardan büyük olan tarımsal işletmeler için tek ödeme planı haklarına dönüştürülmüştür. Ödemelerin yüzde 40’lık bölümü ise zeytinlik yardımı adı altında üreticilere verilmektedir. Ayrıca üye ülkeler bu yardımların yüzde 10’luk bölümünü kalite önlemlerine yönelik kullanabileceklerdir. Tek Ödeme sistemi adı altında Alınan yardım tutarının hesaplanmasında dört yıllık sezon ortalaması baz alınmıştır. Mevcut yeni yardım tutarı garantilenmiş miktar üzerinden yapılan ve 1998-2004 sezonlarını kapsayan tutara denk getirilmiştir. Buradan anlaşılacağı gibi yardım sisteminin değişmesine karşın üreticiye verilen desteklerde miktarsal açıdan değişiklik olmamıştır. Tek ödeme sistemi 2005-2006 kampanya döneminden itibaren uygulanmaya başlamıştır. Uygulamaya dönük bürokratik problemler halen sürmektedir. Bugün halen toplam üretim maliyetinin 1/3 üreticiye destek olarak verilmektedir.
  • Müdahale fiyatı: 1998 reformu ile birlikte müdahale fiyat uygulaması ve müdahale alımları yürürlükten kalkmıştır. Bunun yerini “tek ödeme sistemi” almıştır.
  • Stoklama yardımı: 1998 reformu ile birlikte kamusal stoklama yardımı kalkmış, özel stoklama yardımı devreye girmiştir. Piyasa fiyatlarının bozulması ve buna bağlı olarak, naturel sızma fiyatlarının 1779 Euro/ton, natürel birinci fiyatlarının 1710 Euro/ton, lampant (2 asit) fiyatlarının da 1524 Euro/ton’un altına düşmesi durumunda depolama yardımı talep etme hakkı doğmaktadır. Yardımın yürürlüğe girmesinden itibaren sadece bir kez uygulanmış olup,  2001 yılında 1.22 Euro/ton/gün yardım verilmiştir.
  • İhracat yardımı: Dünya piyasa fiyatlarının iç piyasa fiyatlarından düşük olması durumunda ihracat yapanlara verilen destektir. En son verilen ihracat yardım tutarı kutulu natürel sızma için 60 Euro/ton, kutulu riviera için 55 Euro/ton olmuştur. Son uygulamalarda verilmemektedir.
  • Tüketim yardımı: 1998 reformu ile birlikte uygulamadan kalkmıştır. Kaldırılmasındaki en büyük sebep dolumcu firmaların yardımı suiistimale uğratması olmuştur. 96/97 sezonunda 0.12 Euro/ lt tüketim yardımı verilmiştir.
  • Konserve sanayine yardım: Üretiminde zeytinyağı veya pirina yağı kullanan tesisler 44 Euro/ton yardım alabilmektedir.
  • Pazarlama ve promosyon yardımları: Zeytinyağı tüketimini artırmaya dönük çalışmalarda tüketici bilincinin oluşturulmasına dönük bilgilendirme ve fiyat promosyonları AB bütçesi kaynaklı yürütülmektedir. 2003 yılından itibaren sofralık zeytin ve zeytinyağı tanıtımı, tarımsal ürünler tanıtım programı içinde yer almıştır.

Ayrıca İspanya’nın AB bütçesinden vermiş olduğu yardımlar;

  • Zeytin sıkma ve sofralık zeytin işleme tesislerine kalitelerinin iyileştirme ve çevreye olan etkilerini iyileştirme amacıyla teknik yardım, ayrıca işletmelerde hijyen sistemini kurma ve uygulama (HACCP) (2003-2004 sezonu için), teknik yardım olarak maksimum 3000 Euro, hijyen sistemi için maksimum 1500 Euro.
  • Zeytinyağı laboratuvar kurulumuna destek. İki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşaması laboratuvar kurulumu maksimum 22.146 Euro. İkinci aşaması laboratuarda ISO 17025 sisteminin kurulumu,  ISO 17025 ile duyusal analizler için 9.000 Euro, fizikokimyasal analizler için 6000 Euro.
  • Ekolojik tarıma destek: Minimum 1 hektar zeytinlik olmak şartıyla, zeytinlikler için 266.85 Euro/hektar yardım.
  • Üretici gruplarının yapılanması, üreticilerin, üretici organizasyonları ve onların birlikleri bünyesinde toplanması amacıyla destek. Destek 5 yıl boyunca sürecek olup, birinci yıl maksimum 100.000 Euro, ikinci yıl maksimum 100.000 Euro, üçüncü yıl maksimum 80.000 Euro, dördüncü yıl maksimum 60.000 Euro, beşinci yıl maksimum 50.000 Euro.

Son gelişmeler;

AB’nin 2007-2013 yılları arasındaki yardım planında en önemli hedef kooperatiflerin birleşerek, güçlerini daha etkin kılmak ve ürünün uluslararası pazarlarda değer bulmasını sağlamaktır. AB yardımları,  genel anlamda sadece zeytinyağına değil tüm tarım sektörüne hitap etmektedir. AB ülkelerinde uzun yıllar tarım, tarıma dayalı sanayi ve kooperatiflere yapılan desteklerle teknolojik altyapı ve finansman gücü itibariyle doygunluğa ulaştığı, bundan sonraki ve en önemli ayağının ise satış, pazarlama ve pazara dönük olacağı görülmektedir. Bu amaçla Mayıs ayı başında yapılan toplantıda, bazı çerçeve kararlar alınmış ve bunların da önümüzdeki aylarda uygulanması gündeme gelmiştir. Bunları şu başlıklar altında toplamak mümkün;

Kooperatiflerin birleşmesini teşvik etme ve kolaylaştırmaya dönük yardımlar. Kooperatif birleşmeleri ve güçlenmelerine dönük finansman desteğinin AB kaynaklı olacağı, uygulama alanında ise ilgili ülkenin bakanlıkları görev alacağı belirlenmiştir. Bunlardan üzerinde en çok durulan ise küçük kooperatiflerin büyük kooperatifler etrafında birleşebilmesi için koymaları gereken sermayenin yüzde 50’sinin söz konusu destek fonundan karşılanacağı.

İspanya’da zeytinyağı sektörünün yüzde 70’ine hakim olan kooperatiflerin uzun yıllar aldığı desteklerle üretim, teknoloji altyapısı ve finansman gücü anlamında sarsılmaz bir noktaya ulaştığı ve bunun son ayağı olan satış ve pazarlama desteğine geçilmesi gerektiği. Satış, Pazar ve pazarlama alanında AB kaynaklı fonların bu noktada harekete geçirilmesine dönük ise bu alanlarda yetkin, istihdam sağlamaya dönük çalıştırılan personelin ücretinin 3 yıllık süre için yüzde 30’unun fonlardan karşılanması.

Kooperatif yöneticilerinin bilinçlendirilmesi ve değişen piyasa düzeni içinde manevra kabiliyeti kazanabilmeleri için eğitim programları düzenlenmesi ve bunun da yine ilgili AB fonundan karşılanması   

Üretim yardımının dışında teknoloji gelişmesini teşvik etmeye dönük yatırım destekleri bulunmasına rağmen sektörün yatırım doygunluğu nedeniyle bu kaleme de talep olmadığı belirtilmiştir.

Üretici, üretici örgütleri açısından alana bakıldığında AB kaynaklı desteklerin finansal ve teknik altyapı donanımı açısından ciddi doygunluğa ulaştığı görülmektedir. İspanyol zeytinyağı sektörünün yüzde 70’ine sahip kooperatifler altyapı, teknoloji, üretim, kalite anlamında son derece gelişmiş, sarsılmaz bir yere oturmuştur. Bundan sonraki bakış açısı ürettikleri ürünü dökme değil, ambalajlı ve markalı olarak pazarlayıp,  gerek iç pazarda gerekse de dış pazarda büyük sanayi firmalarıyla rekabet edebilmektir. Bu amaçla AB desteklerinde yeni bir sayfa aralanmıştır. Önlerindeki en temel konular olan pazarlama ve satış konusunu yine bu desteklerle geliştirme yolunda önemli mesafeler kat edilmiştir. 

AB’de zeytinyağı sektörünü büyüklü küçüklü birçok işletmenin bulunduğu, genellikle karlılık marjı düşük ve üretimde yıllık değişimlerin yaşandığı bir sektör olarak tanımlanmaktadır. Son yıllarda zeytinyağı ticareti yapan firmaların birleşmesi ve kartelleşmeye yönelmesi sonucunda üreticinin örgütlü yapı içinde desteklenmesi de kaçınılmaz görülmektedir. Sektörde 350 bin ton ambalajlı piyasaya dünyanın 8 noktasında hakim olan kartel firmaları, zeytinyağı fiyatlarında radikal değişimlere yol açan yoğun spekülasyonlar da yapmaktadır. Bu gelişmeler paralelinde güçlü karteller karşısında üretici örgütlerinin önemi eskisinden daha da büyük önem taşımaktadır. Üreticinin gelecekte en büyük güvencesi kooperatifler ve tarım satış kooperatifleri birlikleri olacaktır.

Türkiye’de zeytinyağı sektörünün AB’ye uyumu;

  • Üretim miktar ve kalitesindeki artışı sağlayabilmek için, zeytinin bakım, budama, sulama, hasat tekniklerinde ve zeytinyağı işletmelerinin kullanmış olduğu teknolojilerde iyileştirmelerin yapılması, bu konuda sektörün yatırım maliyetleri açısından desteklenmesi, üreticilerin konuyla ilgili bilinçlendirilmesi büyük önem arz etmektedir. 
  • AB’de mevcut olan coğrafi bilgi sistemi, sektöre yönelik güvenli bir envantere sahip olmak adına büyük önem taşımaktadır. Sistemin ülkemizde de kurulmasına yönelik çalışmalar başlanması gerekmektedir.
  • AB üreticisi, üretim maliyetlerinin 1/3'ünü aldığı yardımlardan karşılamaktadır. Ülkemizde üreticilere verilen prim son derece yetersizdir. Üreticinin ürününü sahiplenip, bakması için gerekli olan teşvikler sağlanmalıdır.
  • Dış ticaret açısından ürün devamlılığı son derece önemlidir. Bu sebeple, depolama teşvikine yönelik önlemlerin alınması gerekmektedir.
  • AB’nin üyelik öncesi belirli bir tarih itibarıyla ağaç sayısına verdiği destekleri belirlemesi sebebiyle, üyelik öncesinde mevcut ağaç sayısı ve verimliliğin arttırılması gerekmektedir. 

GRUPO HOJIBLANCA S.COOP. AND. (KOOPERATİFLER BİRLİĞİ) 

Grupo Hojiblanca S.COOP. AND Kooperatifi, Birlik olup, toplam 45 adet kooperatifi, 42 zeytinyağı işleme tesisi, 8 sofralık zeytin tesisi, 180.000 hektar zeytinliği, 24.000.000 zeytin ağacı, 25.000 üreticisi, yıllık ortalama 80.000 ton zeytinyağı ve 30.000 ton sofralık zeytin üretimi bulunmaktadır. Zeytinyağı kooperatifleri içerisinde birinci sırada yer almaktadır. 

Yönetim Kurulu, 42 kişiden oluşmakta olup, üyelerin her biri birinci derece kooperatifleri temsil etmektedir. Ayrıca bir Başkan, iki başkan yardımcısı, bir sekreter, bir veznedar ve dört üyeden oluşan toplam dokuz kişilik İcra Komisyonu Üyeleri bulunmaktadır.

Grupo Hojiblanca statüsüne göre özet bilgiler;

  • Kooperatif ortakları, işleyişe göre üçe ayrılmıştır.
    • Zeytinyağı bölümü ortakları
    • Sofralık zeytin bölümü ortakları
    • Girdi/Hizmet/tedarik bölümü ortakları
  • Kooperatifin sosyal organları; Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu’dur.
  • Genel Kurul, kooperatif ortaklarından oluşur. Olağan ve olağanüstü toplanabilir. Olağan Genel Kurul toplantıları yılda bir kez yapılır.
  • Genel Kurulda oy kullanma hakkı ortakların üye oldukları bölüme (zeytinyağı/sofralık zeytin/girdi-hizmet) ve teslim ettikleri ürün miktarına göre değişmektedir. Örneğin yağ bölümü ortakları için her 50.000 kg zeytinyağı için 1 oy’dur.
  • Yönetim Kurulunca aylık toplantılar yapılmaktadır.
  • Denetim Kurulu üç kişiden oluşmaktadır.
  • İkinci derece kooperatife üye olmak isteyen birinci derece kooperatifler, üye sayıları toplam üye sayısının %25’ini geçmemek kaydı ile ikinci derece kooperatife üye olabilirler.
  • İkinci derece kooperatife, üyelik kabulü Yönetim Kurulunun yetkisindedir. 
  • Ortaklar ürünlerinin tamamını kooperatife teslim etmekle yükümlüdür.
  • Şirket sermayesi, ortaklar tarafından yapılan mecburi ve gönüllü olarak yapılan katkı paylarından oluşmaktadır.
  • Şirket sermayesi en az 5.085.581 Avro olmalıdır.
  • Genel Kurul kooperatifin mali durumuna göre, zorunlu katkı payını arttırabilir.
  • Mali yıl 1 Ocak günü başlar ve 31 Aralık günü son bulur.
  • Yıl sonunda karın en az %20’si “Zorunlu Rezerv Fonu”na ayrılır. En az %5’i “Eğitim ve Promosyon Fonu”na ayrılır.
  • Mali yılda zarar söz konusu ise zararların en fazla %50’si Zorunlu Rezerv Fonundan karşılanır.
  • Zorunlu Rezerv Fonu, kooperatifi birleştirme ve geliştirme için kurulmuştur ve kooperatifin teminatıdır.
  • Ayrıca ortak dışı alımlarla yapılan ticari faaliyetten kazanılan meblağın % 40’ı Zorunlu Rezerv Fonuna, % 10’u Eğitim ve Promosyon Fonuna aktarılır.
  • Gönüllü Rezerv Fonuna özgür irade ile bağış yapılmaktadır.
  • Ayrıca Tarımsal Üreticiler Ortaklığı Rezerv Fonu da bulunmaktadır. Bu fonda toplanan meblağ şirketin feshedilmesine kadar bölüştürülemez.
  • Kooperatif Şirketinin hesapları mali yıl içerisinde Bağımsız Denetçiler tarafından denetlenir

OLEOESTEPA KOOPERATİFLER BİRLİĞİ 

Oleoestepa Kooperatifi 1986 yılında kurulmuş olup, 16 adet kooperatifin birleşmesinden oluşmuş bir Kooperatifler Birliğidir. 4200 ortağı, 46.000 hektar zeytinliği, 6.5 milyon zeytin ağacı bulunmaktadır. Yıllık ortalama 25.000 ton yağ işlemektedir.

  • Her kooperatifin başkanından oluşan Yönetim Kurulu üyeleri bir araya gelerek, kampanya başında yoğun toplantılarla varyete bazında yağın olabilecek tahmini fiyatı ve bu fiyattan da ortalama % 20 randıman hesabı ile zeytinin tahmini fiyatını değerlendirir.
  • Üretici ortak kooperatife zeytin teslimatı yapar. Her ortağın zeytininden numune alınarak analiz edilir ve asit-randıman tespiti yapılarak, ürün bedeline esas olacak iki önemli kriter belirlenir.
  • Kampanya başında kesin ürün bedeli belirlemesi diye bir uygulama söz konusu değildir.
  • Ortağa ürün bedeli asla peşin ödenmez.
  • Ortağın ihtiyacı doğrultusunda peşinat talebi olması durumunda tahmini zeytin bedelinin %75-80’ine kadar bir ödeme söz konusudur.
  • Talep doğrultusunda ortağa yapılacak ön ödeme direk olarak bankadan alacağı kredi ile yapılmaktadır. Yıllık banka faizi % 4,5 civarındadır.
  • Yıl içerisinde satılan ürün fiyatından ortalama bir satış fiyatı belirlenmekte ve bu fiyattan işletme giderleri düşülerek, ortağa ödenecek olan ürün bedeli hesaplanmaktadır.
  • Birliğin kooperatiflerine yapmış olduğu ürün bedeli ödemesinde kooperatifler arasında farklı fiyatlar yoktur. Kilo fiyatı sadece kaliteye bağlı olarak değişmektedir. Kooperatifler ise kendi işletme giderlerini düştükten sonra ortaklarına ödeme yaptıkları için, farklı işletme giderleri sonucunda, ortaklara da farklı ödemeler yapılabilmektedir. İyi çalışmayan, işletme giderleri yüksek olan kooperatifler ortağına daha az para ödemektedir.

Örnek: Ön ödeme olması durumunda uygulama şekli; 

Tahmini zeytinyağı satış bedeli: 3 Euro/kg (%20 randıman hesabı ile) 

Tahmini zeytin bedeli: 0,6 Euro/kg (Arbequina zeytini) 

Üreticinin alabileceği maksimum peşinat: 0,6 X % 75 = 0,45 Euro/kg 

Peşin alınan paranın yıllık faizi: 0,45 X % 4,5 = 0,02 Euro/kg 

Yıllık işletme gideri: 0,05 Euro/kg 

Ön ödeme talep etmeyen ortağa ödenecek ürün bedeli: 0,6-0.05 = 0,55 Euro/Kg 

Ön ödeme talep eden ortağa ödenen toplam ürün bedeli: 0,6-0,02-0,05 = 0,53 Euro/kg 

  • Asla ürünün tamamı satılmadan ürün parasının tamamı ödenmemektedir. 
  • Birlik kooperatiflerine her 15 gün de bir ödeme yaparken, kooperatifler ortaklarına normalde ayda bir kez olmak üzere ödeme yapmaktadır.
  • 31 Ekim kampanya bitiminde Birlik, ortakların ürününün tamamını almış olmasına karşın satılmamış ürünü bulunması durumunda, Birlik piyasa fiyatlarına göre bir değer belirleyerek kooperatife ödeme yapar.  Bu ürünün daha sonraki satış fiyatının daha yüksek veya daha düşük olması Birliğin sorumluluğundadır.
  • Genel uygulamada 0.5 asit altı yağlarda fiyat farkı ödenmez. 0.5 asit üzeri yağlarda her 0.5 asit farkı için 0.03 Euro/kg ceza puanı uygulanmaktadır. Bu değerler Kooperatif Yönetim Kurulu tarafından belirlenmektedir.
  • 2006-2007 sezonunda Arbequina varyetesinin yağı 3 Euro olup, (% 20 randıman ortalamasıyla) zeytin 0.6 Euro/kg, Hojiblanca varyetesi ise 0.52 Euro/kg bedelden işlem görmüştür.

Raporun ilk bölümünü okumak için, 

Bölüm 1: Dünya'da Uygulanan Başarılı Tarımsal Kooperatifçilik Örnekleri - 1'e tıklayınız. 

Kaynak: T.C. Madrid Büyükelçiliği - İspanya Zeytinyağı Sektörü Raporu - Temmuz 2007


Facebook'ta Desteğinizi Bekliyoruz!

Detaylı Arama

Yorumlar

Yorum Ekle
 
Henüz bir yorum yapılmamış!


Tanıtılan Ürünlerden Seçmeler :


Popüler Etiketler


ZEYTİN PORTALI


Zeytin Portalı'ndaki yeni yazılar e-posta adresinize gelsin ister misiniz? Üye Olun yeni yazıları size gönderelim! ×