Son Gezdiğiniz Ürünler:
Alışveriş Sepetim (boş)

UZK Ülke Raporları: Türkiye'de Zeytin Yetiştiriciliği - 1


Zeytin Portalı | 4 Şubat 2010 Perşembe, 12:37

Uluslararası Zeytin Konseyi'nin zeytin yetiştiriciliği yapan ülkelerin zeytin sektöründeki konumlarının değerlendirildiği raporlarda, sosyoekonomik önem, zeytin ağacı varlıkları, sofralık zeytin ve zeytinyağı üretim miktarları, işleme tesislerinin durumu, pazarlama ve zeytin çeşitleri gibi konularda bilgiler veriliyor. Zeytin Portalı olarak Fransızca orijinalinden çevirdiğimiz UZK'nın Türkiye raporunu yayınlıyoruz.
0 Yorum Bu yazı 118030 kere listelenmiştir.

Bu raporun, Fransızca orijinalinden Türkçe'ye çevirisi Zeytin Portalı tarafından yapılmıştır.

 

Türkiye'de Zeytin Yetiştiriciliği 

Zeytin yetiştiriciliği, çok eski zamanlardan beri Türkiye’de geleneksel olarak yapılmaktadır. Anadolu’nun güneydoğusundaki Hatay, Maraş ve Mardin üçgeninde yer alan yabani zeytin ağaçları (deliceler) Anadolu’nun zeytin ağacının ilk çıkış yerlerinden biri olduğu hakkındaki görüşleri doğrulamaktadır. Özellikle Çukurova, zeytinciliği hakkında Hitit yazıtlarında yer almaktadır.

1. Sosyoekonomik Önem

Zeytincilik, Türk tarımında önemli bir yer tutmaktadır. Dünya zeytinyağı üretimindeki %4,2’lik ve ihracatındaki %11,8’lik payıyla Türkiye; İspanya, İtalya, Yunanistan ve Tunus’un ardından 5. durumdadır. Türkiye’nin ithalatı genellikle önemsiz düzeydedir.

Türkiye’deki zeytin arazilerinin büyüklükleri genel olarak 5 hektarın altındadır (toplamın %74,6’sı). Tarım işletmelerinin büyük bir kısmı aile işletmeleridir, bu da zeytin sektörüne çok önemli bir toplumsal rol vermektedir. Zeytincilik sektörü 2-2,5 milyon kişiye doğrudan katkı yaptığı gibi, hasat zamanı üretici bölgelerde geçici mevsimlik işçilere de aynı zamanda kaynak sağlamaktadır.

320.000 olan zeytinci ailelerinin %14’ü üç kooperatifte toplanmaktadır. En büyük kooperatif olan, Ege Bölgesi’nde faaliyet gösteren Tariş’in yaklaşık 15.000 üyesi bulunmaktadır.

Türkiye’de zeytin yetiştiriciliği, büyük oranda hala doğrudan emek gücüne bağlıdır, makineler daha çok toprak işleme ve nakliyatta kullanılmaktadır. Bu yüzden zeytin sektörü çok geniş bir toplumsal çevreyi etkilemektedir, fakat Türkiye’de sanayi sektörünün büyümesi kırsalın daralmasına yol açmıştır ve sonuç olarak azalan iş gücü ve artan ücretler, özellikle zeytinyağı üretim alanlarında birim maliyetlerde artışa ve gelirlerin azalmasına yol açmıştır.

2. Varlıklar ve Konum

Zeytin ağacı genellikle kıyı bölgelerinde yetişir. 2004 istatistiklerine göre, ülkedeki tarım arazilerinin %2,6’sına denk gelen 700.000 ha alanda zeytin ağacı dikilmiştir. 125 milyon ağacıyla, yani dünya zeytin varlığının %10’uyla, Türkiye; dünya zeytinyağı üretiminin %4,2’sini karşılamaktadır. 2010 yılında zeytin ağaçlarıyla kaplı alanların 725.000 hektara ulaşması beklenmektedir.

Zeytin ağaçlarının %67,7’si ve zeytin üretiminin %75’i ile ülkenin batısında yer alan Ege Bölgesi, zeytin yetiştiriciliğinde temel alandır. Ege’de "Körfez Bölgesi" diye bilinen kısımda tüm dünyanın bildiği ünlü Ayvalık "altın yağı" ve bu çeşidin aynı adla anılan sofralık zeytini de üretilmektedir. Ege’nin orta ve güney kısmında, yetiştirilen ana çeşit "Memecik"tir. Yeşil haldeyken tatlandırılan "Domat" çeşidi zeytinler, ağırlıklı olarak Akhisar yöresinde üretilmektedir.

Ege Bölgesi’ni, Türkiye’deki toplam zeytin ağaçların %15,6’sına ve Türk zeytin üretiminin %11’ine sahip kuzeydeki Marmara Bölgesi yakından takip eder. Genel olarak bu bölgede meyveleri siyah toplanmaya çok uygun olan Gemlik çeşidi (%80) yetiştirilmektedir.  

Akdeniz Bölgesi, üçüncü sırada yer almaktadır (toplamın %11,3’ü). Bu bölgede zeytin yetiştiriciliği çok eski zamanlara dayanmasına rağmen, narenciye, muz, sebze ve sera ürünleriyle rekabetten dolayı zeytincilik gelişememektedir.

Diğer iki bölgeye bakıldığında, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde (toplamın %5’i) ve Karadeniz Bölgesi’nde (toplamın %0,4’ü) üretim yapılmaktadır. Şüphesiz, Güneydoğu Anadolu büyük bir potansiyel sunmaktaysa da zeytin yetiştiriciliğinin gelişimi yüksek sıcaklıklar ve ciddi kuraklık yüzünden sınırlı kalmaktadır.

Türkiye’de zeytin ağaçların yaşlarına bakıldığında, ağaçların %60’ının 10 ve 80 yaşları arasında ve üretim açısından en uygun döneminde olduğu, %10’unun 10 yaşın altında olduğu ve geri kalan %30’unun 80 yaşın üzerinde ve sınırlı bir üretime ve işletme açısından karlı olmadığı tahmin edilmektedir.

Birçok çeşit her iki amaçla da yetiştirilse de, yetiştiricilik yapılan alanların %70’i zeytinyağı üretimi, geri kalan %30’u sofralık zeytin hazırlanması için kullanılmaktadır.

3. Üretim ve Verim

ZeytinyağıTürkiye, tarım arazilerindeki dikili ağaç sayısıyla da büyük üretim potansiyeline sahip bir ülkedir. Zeytin yetiştiriciliğinde yaşanan periyodisite (alternans) olgusu, yağışlar ve uygulan yetiştirme yöntemlerinden dolayı, Türk zeytinyağı üretimi bir dönemden diğerine güçlü dalgalanmalar kaydetmektedir (Son dönemlerde değişim yaklaşık olarak 1’e 2,7’dir. Örneğin, üretim 2000/01’de 175.000 tondan, 2001/02’de 65.000 tona, 2002/03’te 140.000 tona, 2003/04’te 79.000 tona geçiş yapmıştır.)

Birinci ve ikinci yarısı farklılık sergilemesine rağmen, 90’ların yıllık ortalama üretimi 92.400 tondur (dünya toplamın %4,5’i). İlk 5 hasat yılında ortalamada 80.000 ton olan üretim, bu on yılın ikinci yarısında 104.000 tona yükselmiştir, yani %28,7 artış görülmüştür.

2000/01’den 2003/04’e kadar dört hasat yılı dikkate alındığında üretim, ortalamada yıllık 114.800 ton olmuş, yani üretim 90’lı yılların 2. yarısının ortalamasından, önemli bir biçimde, daha yüksek seviyeye çıkmıştır.

2004/05 hasat yılında üretim 145.000 tondur; dört dönemin ortalamasından %26,3 daha yüksek, en iyi hasat dönemi olan 2000/01’den %17 daha düşüktür ve 2005/06 hasat dönemi tahmini 115.000 tondur.

Ağaçlardaki verim bir bölgeden diğerine büyük farklılıklar göstermektedir. Bazı bölgelerde ağaç başına 100 kg’ye varabildiği gibi bazılarında ağaç başı verim dünya ortalamasının aşağısında 10 kg’nin altında kalabilmektedir.

4. İşleme Sektörü

Tarım Bakanlığı’nın son istatistiklerine göre ülkedeki yağhane sayısı 1030 iken, bunların 430’u kontinü sistem modern donanımı, geri kalan 600’ü geleneksel yöntemleri kullanmaktadır.

Bu yağhanelerin yanısıra, İzmir ve Balıkesir illerinde yerleşik 10 rafineri bulunmaktadır. Türkiye’de diğer üretici ülkelerde olduğu gibi, hasatta ve nakliyatta yaşanan dikkatsizler ve yeterli özenin gösterilmemesinden dolayı zeytinyağlarının büyük bir kısmı kalitesinin iyileştirilmesi için rafinasyona ihtiyaç duymaktadır.

Bununla birlikte, zeytinyağı işleme sektörünün modernleşmesi güzel bir biçimde devam etmektedir. 1982’de tek bir işletme kontinü sisteme geçmişken, on yıl sonrasında kontinü sistemli işletme sayısı 84’e ve bugün 430’dan fazlasına ulaşmıştır. Bu büyümenin gelecekte süreceği tahmin edilmektedir.

Geleneksel yağhanelere sahip olanlar, zeytinyağı kalitesinin pazarda yer almak için önemli olduğunun farkında olduklarından, işletmelerini modernize etmeye çalışmaktadır. Aynı zamanda, daha öncesinde zeytin üretiminde bulunmamış diğer sektörlerde faaliyet gösteren girişimciler, yurtdışı pazarlara girebilecek yeterliliğe sahip işletmeleri kurmaya başlamışlardır. Bazıları sofralık zeytin konusunda da çalışmalar yapmaktadır.   

Makroekonomik ve Tarımsal Göstergeler1 

Nüfus 

Üretim  

Üretim Etkenleri 

Tarımsal Dış Ticaret 

1 Med Agri 2005 ve BM nüfus istatistikleri 2006 

 

Raporun devamını okumak için,

Bölüm 2: UZK Ülke Raporları: Türkiye'de Zeytin Yetiştiriciliği - 2'ye tıklayınız.

 

Kaynak: Uluslararası Zeytin Konseyi 



Facebook'ta Desteğinizi Bekliyoruz!

Detaylı Arama

Yorumlar

Yorum Ekle
 
Henüz bir yorum yapılmamış!


Tanıtılan Ürünlerden Seçmeler :


Popüler Etiketler


ZEYTİN PORTALI


Zeytin Portalı'ndaki yeni yazılar e-posta adresinize gelsin ister misiniz? Üye Olun yeni yazıları size gönderelim! ×