Son Gezdiğiniz Ürünler:
Alışveriş Sepetim (boş)

Zeytin Yetiştiriciliğinde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri - 2


Zeytin Portalı | 18 Ocak 2010 Pazartesi, 12:49

Zeytin ağacı kurak iklim koşullarına uyum sağlayabilen bir bitkidir çünkü mevcut yağmur suları ve kısıtlı sulama koşullarında hayatını idame edebilir. Ağacın morfolojik yapısı da buna imkân vermektedir. Ancak yağış miktarındaki değişkenlikten şiddetli derecede etkilenebilir. Özellikle belli bir yağış miktarında büyüyen bir ağaç, kök sistemini buna göre düzenler ve eğer sulama takviyesi yok ise yağışın azalması ile kurak zararı gösterir.
0 Yorum Bu yazı 57063 kere listelenmiştir.

11-15 Ocak 2010 tarihlerinde Ankara'da düzenlenen Türkiye Ziraat Mühendisliği 7. Teknik Kongresi 2010'da 13 Ocak Çarşamba günü sekizinci oturumunda "Türkiye Zeytinciliğinin Sorunları ve Çözüm Önerileri" konusu da ele alındı. Kongrede sunumu yapılan zeytin tebliğini Zeytin Portalı olarak aşağıda yayınlıyoruz.

 

M.T.Özkaya1, R.Tunalıoğlu2, Ş.Eken3, M.Ulaş4, M.Tan5, A.Danacı6, N.İnan7, Ü.Tibet5  

 

Zeytin ağacı kurak iklim koşullarına uyum sağlayabilen bir bitkidir çünkü mevcut yağmur suları ve kısıtlı sulama koşullarında hayatını idame edebilir. Ağacın morfolojik yapısı da buna imkân vermektedir. Ancak yağış miktarındaki değişkenlikten şiddetli derecede etkilenebilir. Özellikle belli bir yağış miktarında büyüyen bir ağaç, kök sistemini buna göre düzenler ve eğer sulama takviyesi yok ise yağışın azalması ile kurak zararı gösterir. Oysa kurak şartlarda zeytin ağacı toprak altında bir yumru yapar.Dünyadaki zeytinlerin yaklaşık %10’u sulanmaktadır. Oysa su, verim ve kalite üzerine etkili önemli bir unsurdur. Yağış ile zeytinde verim arasında çok yakın bir ilişki vardır. Sulama yapılmayan bahçelerde yağışın miktarına bağlı olarak bir sonraki yılın verimi kolayca belirlenebilir. Sonbahar ve kış periyodunda su toprakta depolanır ve sürgün gelişmesi ve dalların büyümesinde kullanılır. Nisan ve Mayıs aylarında somak oluşumu ve çiçeklenme, suyun varlığına bağlı olarak meydana gelirken kurak yıllarda düşük miktarda su bulunduğunda bile çiçeklenme meydana gelebilmektedir. Haziranda meyve bağlama bazen su yetersizliğine rastlar. Meyve bağlama ve çekirdek sertleşmesi döneminde, önemli ölçüde meyve dökümü olur. Bunun nedenlerinden biri, ağacın su ve besin maddeleri şartlarına fizyolojik uyum sağlamasıdır. Yaz ortasında, bu dönemler geçtikten sonra, ağaçta gelişme faaliyetleri durur. Ancak eğer sonbaharda toprak nemli olursa dallar gelişir ve gelecek yıl daha iyi ürün verebilir. Yağlık zeytinlerde yağ oluşumu ekim ve kasım aylarında en yüksek düzeydedir ve yeterli nem durumunda yağın kalitesi ve kantitesi iyileşir. Sonbahar yağışları gerekli nemi sağlayabilir ancak yağışlar yetersiz olursa, tedbir olarak sulama yapılır. Bunun ağacın gelişimi üzerine faydası vardır. Zeytin çeşitleri arasında sulamaya ve kuraklığa karşı tepkiler oldukça büyük değişim gösterilmektedir. Bazı çeşitler sulamaya karşı hem sürgün gelişimi hem de yağ verimi açısından çok olumlu cevap verebilmektedir. Ülkemiz çeşitlerinin bu gibi durumlara karşı tepkilerini iyi araştırmak gerekmektedir. Sulama bazı çeşitlerde meyve verimini 4,5 kat yağ verimini 3,5 kat artırabilmektedir. Ancak suyun miktarı ve verilme zamanı da önemlidir. Kısıtlı (deficite) sulama yöntemiyle (Lavee et al, 2007) sulamada en etkili sulamanın çekirdeğin (endokarp) sertleşmesinin sonuna kadar olan dönem sulama yapmamak ve bu dönemden hasattan 2 hafta öncesine kadar bütün yıllık sulamayı yapmak olduğu tespit edilmiştir. Çekirdeğin sertleştiği dönem olan haziran ortası ile temmuz ortası periyotta sulama yapılmaması et/çekirdek oranını artırmaktadır. Ancak kumlu, su tutma kapasitesi düşük topraklarda veya 450 mm den daha az yağış alan yerlerde çiçeklenme öncesi ve meyve tutum döneminde sulamaya ihtiyaç duyulabilir. Ülkemizde mevcut zeytinliklerin, sulama ve sulama sistemlerine yapılan teşvikler yeterli gelmemektedir. Sulama projelerinin ve değerlendirilmesinde bilgi ve koordinasyon eksikliğinden kaynaklanan sorunlar görülmektedir. Damla sulama yönteminin kullanımının desteklenmesine devam edilmesi gerekmektedir. 2008 yılında verilen teşviklerle yeni tesis bahçeler dahil zeytinliklerde damla sulama oldukça yaygın hale gelmiştir. Ancak özellikle su sıkıntısı olan yerlerde damla sulama sisteminde bile kısıtlı sulama sistemine geçilmesi gerekmektedir. Atıl vaziyetteki su kaynaklarından yararlanılabilmesi için de, il ve ilçelerde ilgili tarafların içinde olduğu, su yönetimleri oluşturulmalıdır (TBMM, 2008, Özkaya ve ark, 2008).

Gübreleme, bitkinin ihtiyacını ve topraktan alınamayan bitki besin maddesi miktarlarını karşılamak için yapılmaktadır. Toprağın yetersizliği ve bitkinin ihtiyacını belirlemek zordur. Zeytin ağacının ihtiyacı olan bitki besin maddesinin belirlenmesinde mutlaka yaprak ve toprak analizlerini birlikte yapmak gerekmektedir. Ülkemizdeki zeytinliklerin genellikle meyilli arazilerde yer alması ve bakım tedbirlerinin tam olarak uygulanmaması nedeniyle beslenme problemlerine sık rastlanmaktadır. Zeytin ağaçları diğer meyve türlerine göre olumsuz koşullara daha dayanıklı olmakla beraber, verim ve kalitede beslenme yetersizliğinden dolayı azalmalar ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda zeytinyağına verilen önemin artmaya başlamasıyla birlikte yeni kurulan kapama zeytin bahçelerinde gübreleme daha dikkatli yapılmakta ise de yine de yetersiz kalmaktadır. Diğer yandan bilinçsiz, aşırı gübreleme de ciddi bir sorun olmaktadır. Yaprak ve toprak analizlerine dayalı gübrelemeyi teşvik edici önlemlerin acilen alınması gerekmektedir. Bu konuda üreticinin desteklenmesi sırasında o yıla ait yaprak-toprak analiz raporunun da belge olarak istenmesi teşvik edici bir uygulama olacaktır. Gübre satışının mutlaka analiz sonucu reçete ile olması gerekir. Üretim bölgelerine yakın olan ve üreticilerin yaprak ve toprak analizlerinin kolaylıkla yapılabileceği bölgesel akredite bölge laboratuarların sayıları arttırılmalıdır. Özellikle yaprak analizleri için yaprak numunesi alımının, besin maddelerinin en iyi tespit edilebildiği temmuz ayında yapılması gereklidir (Rallo et, al 1999). Gübrede uygulanan %18 KDV oranının düşürülmesi gerekmektedir (TBMM, 2008). 

Ülkemiz zeytinliklerinde hastalık ve zararlılara karşı yapılan ilaçlı mücadeleler yetersiz ve/veya tekniğine uygun yapılmamaktadır. Zeytin sineği, zeytine büyük oranda zarar veren, gerek verim gerekse zeytin ve zeytinyağının kalitesini düşüren ve toplu mücadele gerektiren en önemli zararlıdır. Bu amaçla kurulan "Zeytin Hastalık ve Zararlılarıyla Mücadele" eden birliklerin kamu tarafından gerekli araç, gereç, eleman ve finans kaynakları ile teçhiz edilmeleri sağlanmalıdır.  Bu birliklerin yaşaması için yasal güvenceye alınması faydalıdır. Diğer taraftan, ilaçlanan alanlar genişletilmelidir. Kullanılan ilaçlar ekosistemle uyumlu olmalı ve organik üretime engel teşkil etmemelidir. Zeytin sineği zararı mutlaka toplu mücadele ile önlenebilir. 4086 sayılı Kanunun 4'üncü Maddesine göre; “Zeytinlik bölgelerin il veya ilçelerinde zeytin hastalık ve zararlılarıyla mücadele amacıyla 1580 sayılı Kanun hükümleri uyarınca birlikler kurulur. Zararlılarla mücadelede devlet birliklere gerekli araç, gereç ve finans kaynaklarını sağlar ve bu konuda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nca yeterli eleman görevlendirilir. Ürünün elde edilmesinden sonra üretici, birlikçe tespit edilecek payına isabet eden mücadele payını öder. Ödemeyen üreticiden amme alacağının tahsiline dair usul ve esaslarla bu pay birlikçe tahsil edilir. "Ancak, amme alacaklarının tahsiline dair 6183 sayılı Kanunun Birliklerce uygulanmasında sıkıntı yaşanmakta ve ücretleri tahsil edilememektedir. Mevcut Zeytin Hastalık ve Zararlılarıyla Mücadele Birliğinin ilgili Bakanlık tarafından desteklemesi gerekmektedir. Bu amaçla doğrudan gelir destek ödemeleri için dosya hazırlanması sırasında zeytinliği olan üreticilerden birlikten borcu olmadığına dair belge talep edilmesi, uygulaması yapılmalıdır. Tahsilâtın yapılabilmesi için çözüm olarak tasiriye faturalarına, müstahsil makbuzlarına veya borsa tescili yapılırken mücadele fonu altında kesinti yapılması durumunda anılan birliklerin maddi olarak rahatlaması sağlanabilecektir. Diğer taraftan, ilaçlanan alanlar genişletilmelidir (TBMM 2008).  

Ülkemizde zeytinlikler genellikle sekileme veya teraslama yapılmış eğimli arazilerde bulunduğundan yeterli toprak işleme yapılmamaktadır. Ülkemizde zeytin yetiştiriciliğinde toprak işleme en yaygın uygulanan kültürel işlemlerden biridir. Ancak bu işlemde kullanılan alet ve ekipmanların zeytin ağacının biyoloji ve fizyolojisine uygun olması gerekir. Pulluk gibi toprağı derin işleyen alet ve ekipmanlar zeytin ağaçlarının altındaki toprağı işleme sırasında yüzlek köklere zarar vermekte ve ağacının gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Ağaç sağlığı ve verimliliği açısından derin toprak işlemenin engellenmesi, yüzeysel veya erozyon nedeniyle toprak işlemesiz sistemin özendirilip teşvik edilmesi gerekmektedir. Bu konuda üretici eğitimlerine özel önem verilmelidir. Meyilli arazide ve erozyon riski bulunan yerlerde zeytinliklerde teraslama ve sekileme yapılarak toprağın ve suyun muhafazası sağlanmalı, sadece ağacın etrafında yüzeysel, hafif toprak işlemesi yapılması teşvik edilmelidir. Bu olay hem hasadı kolaylaştırmakta, hem erozyonu önlemektedir. Erozyonla mücadele için zeytin bahçelerinin yeşil bitki örtüsü ile örtülmesi veya yabancı ot kontrolü için herbisit kullanılmasının teşvik edilmesi gerekmektedir (Özkaya ve ark. 2008, TBMM, 2008). 

Budama, ağacı canlılığı ile uyumlu bir şekilde en yüksek verimlilikte bulundurmak, gençlik dönemindeki verimsiz devreyi kısaltmak, gerileme, yaşlanma ve ölüm devresini geciktirmek suretiyle verimli devresini uzatarak vegetatif ve generatif fonksiyonları arasındaki dengeyi korumak için gereklidir. Verimsiz olan gençlik kısırlığı döneminde çok az, yetişkinlik devresinde hafif, ancak yaşlanmaya başlayınca eski duruma getirmek (gençleştirmek) için şiddetli budama yapılır. Fazla sık ve yuvarlak şekil verilmiş taçların sürdürülmesi ışıktan faydalanmayı engel olur. Mevcut zeytinliklerimizin bir kısmı yaşlı, verimden düşmüş ve yüksek boylu ağaçlardan oluşmaktadır. Budama yetersizliğinden ve bilinçsiz yapılan budamalarda verimde ve kalitede düşüşlere neden olmaktadır. Çeşit, bitki fizyolojisine ve iklim koşullarına uygun olarak budamalar yapılmalıdır. Uygun budama yöntemlerinin yerleştirilmesi ve yaygınlaştırılması ilgili kurumlarca yapılmalıdır. Özellikle son yıllarda sertifikalı fidana verilen destek gibi "Yaşlı Ağaçlara Gençleştirme Budaması" desteği verilmelidir. Zeytin üreticisi budama konusunda eğitilmeli ve ağaçların doğru budanması ile ilgili gerekli önlemler alınmalıdır. Alternansı en aza indirgemek için; var yılında mahsul budamalarına önem verilmelidir. Bunun için ağaç üzerindeki fazla sürgünler seyreltilmeli veya uç alma uygulaması yapılmalıdır. Verim düşüklüğü gösteren ağaçlara aynı çeşidin verimi yüksek, en az alternans gösterenlerinden alınan aşı ile çeşit çevirme aşısı yapılması desteklenmelidir (Lavee, 1999, TBMM, 2008, Özkaya et al, 2008).

Ülkemizdeki zeytinliklerin bir kısmı meyilli alanlarda olup, yaşlı ve habitüsü yüksek ağaçlardan oluşmaktadır. Dolayısıyla hasatta genellikle sırık kullanılmaktadır ancak bu zeytinin kalitesini olumsuz etkilemektedir. Zeytin hasadında işçilik maliyetleri artmaktadır. Alternansı en aza indirgemek için; klasik sırıkla hasat sisteminden vazgeçilmelidir. Bahçelerin mekanik hasada uygun olarak tesis edilmesi ve ağaçlara buna göre şekil verilmesi önemlidir. Kalite stratejisi çerçevesinde, sırıkla hasat edilen, hasat sonrası yerden toplanan zeytinler ile ağaç üzerinden el ile toplanan zeytinler birbirinden ayrılmalı, plastik kasalarda işletmeye taşınmalı, ayrı olarak depolanmalı ve kısa sürede işlenmelidir. Her ekoloji ve çeşide göre olgunluk indisleri belirlenerek uygun hasat zamanının belirlenmesi gerekmektedir. Hasat sırasında ve sonrasında kaliteyi olumsuz yönde etkileyebilecek işlemlerin engellenmesi (kasa kullanımının özendirilmesi), fabrikaya gelen ürünün güneş ve yağmurdan korunması gereklidir. Hasatla işleme arasındaki sürenin mümkün olan en az seviyede tutulması için fabrikaların randevulu çalışması özendirilmelidir. Böylece fabrikalar önünde yığılmaların önüne geçilmiş olacaktır. Zeytinlerin temiz toplanması ve dip ve üst ürünün karıştırılmamasına özen gösterilmelidir. Diğer yandan bölge ve çeşide bağlı olarak en uygun hasat zamanın belirlenmesi gerekmektedir. (TBMM, 2008). 

Ülkemizde zeytin dahil tarımsal işletmelerin küçük ölçekli ve parçalı olması nedeniyle, mekanizasyonun birim üretim maliyetini düşürecek şekilde uygulanması söz konusu olamamaktadır. Özellikle zeytin yetiştiriciliğinde birim maliyeti azaltmak amacıyla toprak işleme, hasat, ilaçlama, mekanik budama gibi yüksek maliyet gerektiren alet ve ekipmanların bireysel satın alınması yerine kooperatifler veya birlikler aracılığı ile oluşturulacak makine parkları tarafından yürütülmesi uygun olacaktır. Halen Tarım Satış Kooperatifleri ve Birliklerin ortağı olan zeytin üreticilerine üretim girdileri ve nakdi kredi vererek teşvik etmeleri söz konusu olduğu göz önüne alındığında, ortak kullanımın da bu kooperatifler ve benzerleri aracılığı ile yapılabilecektir. Makine parklarının bu kuruluşlarca ve sektördeki diğer üretici organizasyonlarınca oluşturulması ve üreticilerin ortak kullanımına sunulması sağlanabilirse, üretim maliyeti daha da düşecektir. Üreticilerin kooperatife ödeyeceği mekanizasyon bedeli, kooperatife sattığı ürün bedelinden mahsup edileceğinden üreticiye ayrıca bir kolaylık da sağlanmış olacaktır. Bu kapsamda kooperatifler ve birliklerin makine parkı oluşturmaları teşvik edilmelidir. Bu kuruluşların bu amaçla yapacakları ithalatlara da vergi muafiyeti (Gümrük Vergisi, KDV, ÖTV vb.) tanınarak, destek verilmesi mümkündür (TBMM, 2008).

 

1 Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü - Ankara ozkaya@agri.ankara.edu.tr 

2 Adnan Menderes Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarım Ekonomisi Bölümü - Aydın 

3 Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü - Ankara 

4 Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Zeytincilik Araştırma Enstitüsü- Bornova - İzmir 

5 Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi - İzmir 

6 Dış Ticaret Müsteşarlığı, Ege İhracatçı Birlikleri, Genel Sekreterliği - İzmir 

7 Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Teşkilatlandırma Genel Müdürlüğü - Ankara

 

Bölüm 1: Türkiye Zeytinciliğinin Sorunları ve Çözüm Önerileri

Bölüm 2: Zeytinciliğin Dünyadaki ve Türkiye’deki Yeri

Bölüm 3: Zeytin Yetiştiriciliğinde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri - 1

Bölüm 4: Zeytin Yetiştiriciliğinde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri - 2

Bölüm 5: Sofralık Zeytin ve Zeytinyağı Üretiminde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Bölüm 6: Sofralık Zeytin ve Zeytinyağı İç ve Dış Ticaretinde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Bölüm 7: Ülkemiz Zeytinciliğinde Olması Gereken Hedefler - 1

Bölüm 8: Ülkemiz Zeytinciliğinde Olması Gereken Hedefler - 2

Bölüm 9: Türkiye Zeytinciliğinin Sorunları ve Çözüm Önerileri - Sonuç 

 

Kaynak: Özkaya, M.T., Tunalıoğlu, R., Eken, Ş., Ulaş, M., Tan, M., Danacı, A., İnan, N. ve Tibet, Ü. (2010). "Türkiye Zeytinciliğinin Sorunları ve Çözüm Önerileri" TMMOB Ziraat Mühendileri Odası, Ziraat Mühendisliği VII. Teknik Kongresi, 11-15 Ocak 2010, Ankara. 515-537. 2010.



Facebook'ta Desteğinizi Bekliyoruz!

Detaylı Arama

Yorumlar

Yorum Ekle
 
Henüz bir yorum yapılmamış!


Tanıtılan Ürünlerden Seçmeler :


Popüler Etiketler


ZEYTİN PORTALI


Zeytin Portalı'ndaki yeni yazılar e-posta adresinize gelsin ister misiniz? Üye Olun yeni yazıları size gönderelim! ×