Son Gezdiğiniz Ürünler:
Alışveriş Sepetim (boş)

Zeytin Yetiştiriciliğinde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri - 1


Zeytin Portalı | 4 Nisan 2010 Pazar, 12:50

Zeytin ağacı farklı iklim ve toprak koşullarında yetiştiriciliği yapılabilen, adaptasyon yeteneği yüksek olan bir bitkidir. Ülkemiz içinde yetiştirilmesini sınırlandıran tek faktör kış soğuklarıdır. Mevcut durumda 35 ilde zeytin yetiştiriciliği yapılmaktadır. Kuzeyde Artvin’den batıda Çanakkale’ye, güneyde Hatay’a, doğuda Şırnak’a kadar uzanan büyük bir kuşakta (Orta ve Doğu Anadolu ile Trakya’nın batısı hariç) zeytin ağacı yetişebilmektedir.
0 Yorum Bu yazı 79065 kere listelenmiştir.

11-15 Ocak 2010 tarihlerinde Ankara'da düzenlenen Türkiye Ziraat Mühendisliği 7. Teknik Kongresi 2010'da 13 Ocak Çarşamba günü sekizinci oturumunda "Türkiye Zeytinciliğinin Sorunları ve Çözüm Önerileri" konusu da ele alındı. Kongrede sunumu yapılan zeytin tebliğini Zeytin Portalı olarak aşağıda yayınlıyoruz.  

 

 

M.T.Özkaya1, R.Tunalıoğlu2, Ş.Eken3, M.Ulaş4, M.Tan5, A.Danacı6, N.İnan7, Ü.Tibet5 

 

Zeytin ağacı farklı iklim ve toprak koşullarında yetiştiriciliği yapılabilen,  adaptasyon yeteneği yüksek olan bir bitkidir. Ülkemiz içinde yetiştirilmesini sınırlandıran tek faktör kış soğuklarıdır (-7 °C’de zararlanmaya başlar). Yoksa bütün Anadolu’da yetiştirilmesi mümkündür. Mevcut durumda 35 ilde zeytin yetiştiriciliği yapılmaktadır. Kuzeyde Artvin’den batıda Çanakkale’ye, güneyde Hatay’a, doğuda Şırnak’a kadar uzanan büyük bir kuşakta (Orta ve Doğu Anadolu ile Trakya’nın batısı hariç) zeytin ağacı yetişebilmektedir (Özkaya ve ark. 2008). Yüzyıllardır bu coğrafyada yetişen zeytin ağaçları çevresel etkilere karşı doğal seleksiyon ile uyum sağlamıştır. Bu bitkisel materyaller genetik açıdan büyük önem arz etmektedir, mutlaka korumaya alınmalı, ıslah çalışmalarında ve diğer amaçlara uygun olarak değerlendirilmelidir. İspanya,  genetik ve seleksiyon çalışmalarına büyük önem vererek,  çeşit dinamikleri çerçevesinde uygun yetiştiricilik bölgelerine özgü ürün havzalarını belirlemiştir. Mevcut Gen Bankalarında korumaya alınmış zeytin çeşit ve tipleri ile ıslah amaçlı olarak çeşit geliştirme ve yeni çeşitlerin eldesine yönelik çalışmalar yapmaktadır (TBMM, 2008).

Ülkemizin çok geniş coğrafyasına yayılan zeytin çeşit ve tiplerinden en fazla yetiştiriciliği yapılan 4-5 çeşide dayalı üretim genelde üretimde standartlaşma açısından tercih edilebilir. Bu amaçla az sayıda çeşitle yeni bahçelerin kurulmasının hedeflenmesi istenmektedir. Bu şekilde üretim ile ağaç sayısını artırmak arz artışı sağlar ama eğer üretici başına parsel miktarı artmaz ise birim üretim maliyeti değişmeyecektir. Ancak üretimde kooperatifleşme, şirketleşme ve arazi toplulaştırılması gibi faaliyetlerle bunun faydaya dönüşmesi söz konusu olabilecektir. Yoksa şu an olduğu gibi zeytin bahçeleri taban arazilere, diğer ürünlerin yerine tesis edilmesi hatası yapılmaktadır. Oysa İtalya’da zeytin üretim alanını ve ağaç sayısını birkaç çeşide dayalı artırmak hedefi yerine mevcut gen kaynaklarının farklı lezzetlerini ortaya koyarak ekolojinin yaratmış olduğu adaptasyonu değerlendirmişlerdir. Böylece, diğer bitkisel yağlara göre doğal olarak daha yüksek fiyata mal edilen zeytinyağını daha da yüksek fiyata satarak gelirini artırmaktadır. Dünya zeytinciliğinde gen kaynağı açısından en zengin yere sahip olan Anadolu'da zeytincilik yapılırken de bu genetik çeşitlilik ve ekolojik farklılıkların yaratmış olduğu değerlerin farkında olup kıymetini bilmemiz ve bunu ekonomik kazanca döndürmemiz gerekmektedir (TBMM, 2008).  

Zeytin fidanı üretimi, çelikten köklendirme ve/veya çöğür üzerine aşı  ile yapılmaktadır. Özel ve kamu kuruluşları tarafından yapılan fidan üretiminde kullanılan çeşitlerin % 95'inden fazlasını oluşturan; Ayvalık, Gemlik, Nizip yağlık, Manzanilla gibi çeşitler çelikle, Domat, Memecik, Yamalak sarısı, Uslu, İzmir sofralık gibi çeşitler aşı ile üretilmektedir. Çelikle üretimde köklenme yüzdesi çeşide bağlı olara değişmektedir. Fidan üreticileri genellikle 40 ile 120 bin adet arasında üretim yapan küçük çaplı işletmeler şeklindedir. Ülkemizde büyük miktarlarda, toplu zeytin fidanı alımını valilikler, il özel idareleri ve il tarım müdürlükleri yapmaktadır. Fidan alımı için ihaleler yapılmakta üreticiler ihale şartları gereği fiyat kırarak satışı gerçekleştirmektedirler. Oluşan rekabet ortamı fidan üreticilerini bazen zararına bazen de çok düşük karlarla fidan satmaya zorlamaktadır. Bu durum sektörün gelişmesini engellemekte ve kaliteyi düşürmektedir. Bu nedenle fidan üreticisi birliklerinin kurulması önemli olacaktır. Ülkemizde zeytin fidanları genelde tek gövde yerine minyatür ağaç formundadır ve bu durum fidanı bahçesine diken üreticinin ağaca şekil vermesinde güçlükle karşılaşmasına neden olmaktadır. Üreticinin fidana şekil vermek için yapacağı her kesim ise fidanın meyveye yatmasını geciktirmektedir. Ülkemizde mevcut zeytin fidanı üretiminde yapılan çok ciddi hatalar sonucu çeşitlilik çok azdır. Uzun bir süre 2-3 çeşit üzerine yapılan fidan üretimi sertifikalı fidan dikimine verilen desteklerde Gemlik çeşidine verilen desteğin azaltılması ile artmış ve çeşit sayısı 10'a kadar yükselmiştir. Zeytin fidanı üretimi genel olarak daha ekonomik ve kolay olan çelikle çoğaltma yöntemi ile yapılırken, köklenmesi kolay olan çeşitler, en fazla üretilip satılanlardır. Üreticiler en kolay Gemlik fidanını bulabildikleri için birçok yere bu zeytin çeşidini dikmektedirler. Sertifikalı fidan ile bahçe tesisine verilen destek  (10.05.2006 tarihli ve 26164 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan tebliğ), eğer çoğaltma yöntemine göre farklı ve maliyeti yüksek olan aşılı fidana daha yüksek fiyat verilmiş olsaydı daha faydalı olacaktı (TBMM, 2008).

Ülkemizde klon seleksiyonu programları uygulanmasına ve bazı çeşitlerde sonuçlandırılmasına karşın henüz hiçbir baz materyal niteliğinde anaç ve kalem damızlığı kurulamamıştır. Virüssüz sertifikalı fidan üretiminde serolojik testler için gerekli antiserumların ilgili kuruluşlarda yeterince bulunmaması virüssüz fidan üretimlerinin sertifikasyonunda önemli güçlükler yaratmaktadır. Hastalıklı ağaçlardan (zeytin dal kanseri gibi) alınan çeliklerle hastalıklar hem fidanlığa hem de üretilen fidanlarla ülkenin değişik bölgelerine taşınmaktadır. Mevcut zeytin çeşitlerimiz ile tipleri belirlenmeli, sertifikalandırılmalı ve genetik haritaları çıkartılmalıdır. Adaptasyonu tamamlanmış, coğrafi yöre ile özdeşleşmiş (lokal), çeşitlerin diğer bölgelere dikimi verimli olamayabileceği için engellenmelidir. Ancak bölgelere adaptasyonu yapılmış ve ticari öneme sahip çeşitlerin ise üretimi desteklenmelidir. İsmine doğruluğu tespit edilen çeşit ve tipler tescil edilerek, üstün nitelikli çeşit ve klonlara ait baz materyal üretimi en kısa sürede gerçekleştirilmeli, gerek kamu gerekse özel fidan üreticilerine ait işletmelerde yeterli üretim kapasitesine sahip anaç ve kalem damızlıkları kurulmalıdır. Virüssüz sertifikalı fidan üretimlerine ait serolojik testlerin yapılması amacıyla görevlendirilen kuruluşlar en kısa sürede bu testleri yapabilecek olanaklara kavuşturulmalıdır. Fidan üretiminde radikal değişiklikler gerekmektedir. Özel sektör bazında kooperatifleşmenin teşvik edilmesi, fidancıların ihtiyacı olan kaliteli üretim ve eğitim sorununu da çözmüş olacaktır. Sertifikalı baz materyal üretimi ile ilgili olarak yaşanan bazı sorunların acilen giderilmesi ve özellikle Zeytincilik Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen Vertisilyum’a dayanıklı anacın çok hızlı bir şekilde üretilmesi gerekmektedir. Özellikle Vertisilyum zararı nedeniyle aşılı fidan üretimi teşvik edilmelidir. Islah çalışmaları sonucu elde edilen hastalıklara dayanıklı anaç ve çeşitlerin çok hızlı üretimi için Doku Kültürü Merkezi gibi bir tesisin Zeytincilik Araştırma Enstitüsü veya Edremit Zeytincilik Üretme İstasyonu bünyesinde kurulmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Böylece bu merkezin milyonlarca sayıda çoğaltacağı ismine doğru ve hastalıklardan arî zeytin anaç ve çeşitleri fidancının anaç, çelik ve aşı kalemi ihtiyacını karşılayacaktır. Diğer yandan, doku kültürü ile üretim sonrası yaşanacak olan damızlık parsel veya sertifikasyon sorunları için ilgili tebliğlerde mutlaka değişiklilik yapılması gerekir. Çünkü doku kültüründen üretilecek olan fidanların, geleneksel fidan üretim yöntemlerine göre hazırlanmış olan bu tebliğlerle sertifikalanması mümkün olamayacaktır. Doku Kültürü Merkezi sadece fidancılara hizmet veren kurum halinde olmalıdır. Böylece ülkemiz zeytin fidancılığında çeşit ve anaç sorunu olmayacaktır. Sadece teknik komisyonlar tarafından izni verilecek olan zeytin çeşitlerine ait fidanların ithalatına izin verilmeli ve mutlaka farklı yörelere adaptasyonu yapılmalıdır (TBMM, 2008). 

Bahçe tesisinde teknik konulara (çeşit seçimi, sulama, drenaj ve tozlayıcı oranına) pek dikkat edilmemektedir. Henüz adaptasyon çalışmaları yapılmamış yerli ve yabancı çeşitler ile bahçe tesisi yaygın olarak yapılmaktadır. Ancak üreticiler bahçe tesisinde uygun çeşit ve tozlayıcı konusunda yeterli teknik destek alamamaktadır. Zeytinlik arazilerin küçük ve parçalı olması üretimde verim düşüklüğü ve maliyetlerin yükselmesine neden olmaktadır. Miras Hukukuna ilişkin yasal düzenleme yapılmasına rağmen, zeytinlik arazilerin parçalanması engellenememektedir. Ülkemiz zeytinciliğinde 1937’de başlatılan Zeytincilik Seferberliği'ne benzer bir seferberlik başlatılmalıdır. Ancak çeşitten tozlayıcıya, sıra arası ve üzeri mesafeden sulamaya kadar her şeyin planlandığı projelere destek verilmesi önemlidir. Kaliteli ürün için uygun çeşit ve tozlayıcıya ait sağlıklı fidanla bahçe tesisi gerekmektedir. Çeşit zenginliği, özellikle zeytinyağında tat ve aroma çeşitliliği sağlayabilmektedir. Farklı bölgelerdeki zeytin işletmelerinin, çeşit ve verimden kaynaklanan gelir farklılıkları da dikkate alınarak, arazi parçalanmalarının önlenmesi için, mevcut yasal düzenlemenin gözden geçirilmesi faydalı olacaktır. Örneğin; birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi mirasa konu olan tarım arazisi eğer varisler tarafından tarımsal amaçlı kullanılamaz ise 30-40 yıllığına başka birine kiralanması yolu ile arazinin boş kalması, meyve bahçesi ise bakımsız kalması engellenmesi sağlanmaktadır. Zeytin bahçesi tesisinde toprak yapısı ve topografya dikkate alınmalıdır. Özellikle bazı bölgelerde (Çukurova, Harran ovası, İznik ovası gibi) toprak açısından daha seçici olan ürünlerle rekabet edecek şekilde ovaya ve taban arazilere dikilmesi teşvik edilmemelidir (TBMM, 2008).

 

1 Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü - Ankara ozkaya@agri.ankara.edu.tr 

2 Adnan Menderes Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarım Ekonomisi Bölümü - Aydın 

3 Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü - Ankara 

4 Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Zeytincilik Araştırma Enstitüsü- Bornova - İzmir 

5 Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi - İzmir 

6 Dış Ticaret Müsteşarlığı, Ege İhracatçı Birlikleri, Genel Sekreterliği - İzmir 

7 Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Teşkilatlandırma Genel Müdürlüğü - Ankara

 

Bölüm 1: Türkiye Zeytinciliğinin Sorunları ve Çözüm Önerileri

Bölüm 2: Zeytinciliğin Dünyadaki ve Türkiye’deki Yeri

Bölüm 3: Zeytin Yetiştiriciliğinde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri - 1

Bölüm 4: Zeytin Yetiştiriciliğinde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri - 2

Bölüm 5: Sofralık Zeytin ve Zeytinyağı Üretiminde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Bölüm 6: Sofralık Zeytin ve Zeytinyağı İç ve Dış Ticaretinde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Bölüm 7: Ülkemiz Zeytinciliğinde Olması Gereken Hedefler - 1

Bölüm 8: Ülkemiz Zeytinciliğinde Olması Gereken Hedefler - 2

Bölüm 9: Türkiye Zeytinciliğinin Sorunları ve Çözüm Önerileri - Sonuç 

 

Kaynak: Özkaya, M.T., Tunalıoğlu, R., Eken, Ş., Ulaş, M., Tan, M., Danacı, A., İnan, N. ve Tibet, Ü. (2010). "Türkiye Zeytinciliğinin Sorunları ve Çözüm Önerileri" TMMOB Ziraat Mühendileri Odası, Ziraat Mühendisliği VII. Teknik Kongresi, 11-15 Ocak 2010, Ankara. 515-537. 2010.



Facebook'ta Desteğinizi Bekliyoruz!

Detaylı Arama

Yorumlar

Yorum Ekle
 
Henüz bir yorum yapılmamış!


Tanıtılan Ürünlerden Seçmeler :


Popüler Etiketler


ZEYTİN PORTALI


Zeytin Portalı'ndaki yeni yazılar e-posta adresinize gelsin ister misiniz? Üye Olun yeni yazıları size gönderelim! ×